Anasayfa
Felsefe Merkezi Yayında!
Felsefe Merkezi . Com   Arkadaşlar, uzun zamandır düşündüğüm projemi hayata geçirdim ama hemen size bildirmedim burada, önce denenmesini istedim. Zamanı gelmiştir herhalde diyerek size duyuruyorum şimdi. Projenin amacı herkesin kendi görüşlerini hiçbir  baskı altında kalmadan belirtebilmesi. Umarım başarılı olurum sizlerin de desteğiyle.

   Gelelim sistemin nasıl çalıştığına, aslında çok basit üye olup aktivasyonu bekliyorusunuz bekleme süresi 1-6 saat kadardır. Bu saat diliminde bir sorun yoksa üyeliğiniz aktif edilecektir. Daha sora anasayfada görüldüğü üzere "Yeni Konu Aç" linki ile büyük meclisli sohbeti başlatıyorsunuz..

Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun. | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

Devamını oku...
 
Onlar : Bölüm 2
 Onlar Ezan'a öyle saygılılar ki, Ezan bitene kadar günahlarının sesini kısarlar. Sadece kısarlar, istemeden, içlerinden gelen bir baskı ile karşı karşıya gelirler. İnsanlar

 Birazcık para kazansalar gülhanbeyi olurlar, kendi beylerini unuturlar, köpekler kadar sadık olamazlar bu insancıklar, vefa bilmezler. Övgülere değil sövgülere tepki verir insanoğlu, çünkü kendilerini kontrol edemezler, acizdirler. İpi tutulmuş köpek gibidirler.

Yorumlar (2) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

Devamını oku...
 
Onlar : Bölüm 1
 İnsanlar  İnsan olabilmek için onu bilmek gerekir. Eğer bilirse bir eşek bile insan olabilir. Ölmek de öyledir. Onu bildiğimiz için ölebiliyoruz. Öldürmek başka ölmek başkadır. Ölmeyi bilmeyenler kimler peki? Onlar yaşamayı da bilmezler. Yalnız hayvani içgüdüler ile yaşarlar. Karın doyurmak, para ve sex. Hayvansal ihtiyaçlardan fazla birşey yok. Onlar bunu hayat sanarlar, oysa hayvanlar öleceklerini bilmezler.

  Cinsel dürtülerle kandırılabilen insanlar dişiyi koklayan köpekler gibidir. Günlük değil, anlık ihtiyaç - istek - alış ve hevesin ölmesi- sürekli tekrarlanır şu hayvani beyinlerde, onların zihinleri bile yoktur her ne kadar var sansalarda.

Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

Devamını oku...
 
Sizinki İyi Çekiyor Mu?
Radyasyon   Bütün telefonların ekranında bir köşede, telefonun baz istasyonuyla olan bağlantısı hakkında bir çizelge vardır. Peki biz bunun tam olarak ne anlama geldiğini biliyor muyuz? Cep telefonu kullananların çoğunluğu hiç düşünmemiştir bile, peki neden kimse kesin birşey bilmiyor? Eğer telefonun sinyal gönderebilme durumu ile birebir örtüşüyorsa neden en küçük seviyede bile ses kalitesi yüksek bir şekilde görüşme yapabiliyoruz?

 Telefon endüstrisi sadece, baz istasyonuyla ile bağlantı kurabilme göstergesi olduğu hakkında küçük bir fikir veriyor ama ortada bir netlik yok. Radyasyon yayma gücünü gösteriyorsa farazâ, hiç sinyal olmadığında sağlığa zararlı değil mi demek oluyor?

Yorumlar (4) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

Devamını oku...
 
Dünyanın En Geniş Rüzgar Türbini
Rüzfar Türbini   Dünyanın en geniş rüzgar türbini rekorunu kıran makina, Enercon E-126. Bu türbinin bir kolunun uzunluğu 126 metre ve şimdiye kadar bu uzunlukta yapan olmadı. Bu makinanın ürettiği enerjiyi tasvir etmek gerekirse, 4 kişilik 5,000 ailenin ihtiyaç duyduğu elektirik enerjisini 12 ayda üretebiliyor. Türbini Enercon firması Almanya'nın Emden şehrinde kurdu.

 Rüzgar türbini, rüzgârdaki kinetik enerjiyi önce mekanik enerjiye daha sonra da elektrik enerjisine dönüştüren sistemdir. Almanya da rüzgar enerjisini en iyi kullanan ülkelerden ki her fırsatı ve teknolojiyi kullanıyor. Resimlerini görmek için yazının devamını okuyunuz.

Yorumlar (8) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

Devamını oku...
 
Mim / Neremi Neremi
 teknobilim 

Memur Bey, Kaan'ın blogundan başlayıp o blog senin bu blog benim gezen bir mim çıkmış piyasaya ve Harun son anda kıskıvrak bir hamle yaparak bu mimi bana paslamış. Söz konusu Mim "Blogunuzun en çok neresini seviyorsunuz?" Malumunuz ben de bu mime cevap vermeyi vijdani sorumluluk olarak kabul ettiğimden mimi şöyle işliyorum; Hiç düşünmedim ama galiba blogumun en çok banner'ını seviyorum.

 

Ben de bu mimi zamanında kendimi borçlu hissettiğim, Blog Gazanya'ya paslıyorum. Saygılar.

Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

 
Hayatımın Hikayesi : Bölüm 1
 Okul Yürüyorum sadece, beynimde nasıl yürüdüğümü düşünmekten başka uğraş yok. Elimdeki o çin malı, mavi renkli ve her kırtasiyede bulunan ucuz beslenme çantamı nasıl tuttuğumu bile önemsiyorum. Okul dağılmıştı, eve doğru yürüyordum. Aklıma önlüğümü çıkarıp, sevdiğim tek pantolonum olan, okullarda giyilmesi zorunlu olan kumaş pantolonumla evde biraz televizyon izleyip, dışarı çıkmak geldi. Sanki hergün yaptığım şey değilmiş gibi. Babam eve geldiğinde, aynı pantolonla ders çalışırken beni görmesi de özel bir haz vermiştir hep.

 Monotonmuş gibi görünen ama hergünü başka gün olan bir hayatım vardı. Herşeyden önemlisi, babam vardı, halam vardı, büyükbabam vardı, hep özendiğim amcam vardı, koynunda uzanmaktan hiç bıkmadığım babaannem vardı hatta birlik beraberlik vardı.

Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 7 of 96